Kerem Ozan Bayraktar’ın çalışmaları fiziksel ve kavramsal anlamda çevre kurmak ile ilgilidir. Bayraktar, dijital görselleştirmeler, fotoğraflar, animasyonlar, maketler, gündelik nesneler, metinler ve grafikler kullanarak doğal ve yapay sistemlerin davranışlarına, tıkanma noktalarına, sınırlarına, çöküşlerine, mutasyonlarına ve onları kavrama biçimlerimize yoğunlaşır. Bu sistemler spontan sokak bitkilerinden, ötegezegenlere uzanan, içerik olarak birbirlerinden oldukça farklı fakat benzer sistemik ilkelere sahip örgütlenmelerden oluşur.

Sanatçı, canlılığın ne olduğu ve bir canlı sistemin çevre içinde nasıl devamlılığını sürdürdüğü ile özel olarak ilgilenmektedir. Bayraktar’ın, son sergisi “Kayalar ve Rüzgarlar, Mikroplar ve Kelimeler“(2019, Sanatorium), jeolojik ve biyolojik süreçlere odaklanarak, bir ilişkiler ağı olarak yaşamın doğasını sorunsal haline getirmek, dijital ve fiziksel varlıkların dünyadaki madde ve enerji kaynaklarıyla olan zorunlu bağlarını ortaya çıkarmak ve tüm bu anlama çabasının göstergeler ve dil ile olan ortak evrimini görselleştirmek üzerine kuruluydu. Bu sergide sıklıkla dijital/analog, yaşam/ölüm ya da canlı/cansız gibi ikilikleri sorunsallaştıran biçimler bulunmaktaydı.

Sanatçının çalışmaları sıklıkla kopyalama ve varyasyon gibi nesnelerin kendi kendilerini örgütlenme biçimlerine ve kategorizasyon gibi kültürel ve ideolojik sınıflandırmalara başvurur. Biyolojik kopyalama mekanizmalarınının endüstriyel seri üretim yöntemleri ile benzerliğini ortaya koyan “Mimicry” (2017) isimli videoda bir orkide üretim tesisindeki makine ve canlı etkileşimi göze çarpar. “Sirk” (2013) isimli seride ise biyolojik çeşitliliğin bilgisayar oyunu ekonomisi ile bağını gösteren, aynı göstergenin farklı renk ve dokularda kendini tekrar ettiği hayvan görselleştirmeleri bulunur. “Potansiyel olarak yaşanamaz bazı gezegenler” (2019) isimli seride, sanatçının bu çeşitlilik meselesini ötegezegen illüstrasyonları ile ele aldığını görürüz. Maddelerin örgütlenme olasılıkları, bu olasılıkların bazılarının yaşam içerme şansı ve yaşam arayışının ideolojik sunum biçimlerini tartışan gezegen illüstrasyonları, sözde-bilimsel ölü gezegen yorumlamaları içerir. Benzer bir meseleyi zaman üzerinden tartışan “Nix’in Evreleri“(2019) isimli video ve resimde, sanatçı, kendi etrafında kaotik dönüşler gerçekleştiren bir doğal uydunun imkânsız bir takvimini oluşturmaya çalışır. Rastlantı ve spontanlik, hareket ve durağanlık, döngüler ve salınımlar, uzamda yayılmalara dair imgeler, Bayraktar’ın videolarındaki akışı belirleyen temel unsurlar arasında yer almaktadır.

Sanatçının imge dağarcığı son dönemde popüler kültürel öğeleri de içeri alacak şekilde genişlemiştir. Zombiler ya da Çin malı hayvan oyuncaklarına yoğunlaşan çalışmalar, yaşam, hareket ve bilinç ilişkisini, bu melez varlıklarla yeniden sorgular.

@